Uzun yıllar içinde yaptığım görüşmelerde gördüm ki kişilerin yaşadıkları psikolojik yakınmalar yalnızca kişinin çocukluğundan bugüne etkilendiği kişi ve durumlardan değil zaman zaman aile içi sırlar, önceki nesillerin yaşadığı travmalardan da etkilenebilmektedir. Bazen aradığımız cevabı babannenin öyküsünde bulabilmekteyiz.
Anne Ancelin Schützenberger’İn Soy Sendromu eserinde,  ‘Kendi hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların kökeni aslında bizim değil, bizden önce gelen aile büyüklerimizin tamamlayamadığı yasların, çözülmemiş çatışmalarının devamıdır. Yani biz bazen kendi hayatımızı değil, ailemizin geçmişinin yankılarını yaşıyoruz.’ denilmektedir. Kitapta “soy sendromu” denilen şey; ailede belirli tarihlerin, hastalıkların, kazaların, isimlerin veya davranış kalıplarının tekrarlamasıdır. Örneğin; bir dedenin ölüm tarihine denk gelen günlerde torununda da kaza yaşanması, ya da ailede sürekli aynı isimlerin verilmesi gibi.

Ailede unutulan ya da hiç bahsedilmeyen kişiler, gizlenen durumlar, sırlar, travmatik ölümler, tutulmayan yaslar, erken kayıplar sonraki nesillerin yaşamlarında yön bulmasını zorlaştırabilmektedir. Aile de hep anlatılan haksızlığa uğrama öyküsünün sonraki nesiller için güvensizlik kaynağına dönüşmesi ve ilerleme kaygısına neden olması buna örnek verilebilir.

Ayrıca Anne Ancelin Schützenberger, Ailede belirli yaşlarda tekrarlayan trafik kazaları ya da hastalıklar görülebilir demekte ve bunları “kuşaklararası kader tekrarları” olarak adlandırıldığını söylemektedir.

Bert Hellinger e göre de, aile bir sistemdir ve bu sistem içindeki denge ve düzen çok önemlidir. Denge ve düzen bozulduğunda işler karışır.  Her birey ailenin sistemine ait olmalıdır. Sistem içinde bir kayıp veya ihmal varsa (örneğin ölü çocuk, terk edilen birey), sonraki kuşaklar bilinçdışı olarak bu boşluğu doldurmaya çalışır.
Hellinger, aile içinde konuşulmayan veya bastırılan olayların (ölüm, suç, göç, travma, alkol sorunu vb.) sonraki nesillere bilinçdışı yükler olarak geçtiğini savunur.

Bu, Anne Ancelin Schützenberger’in “Soy Sendromu” yaklaşımına benzer ama Hellinger bunu sistem ve düzen bağlamında yorumlar.

Soy Sendromu Yaklaşımı Nasıl İşler? Psikolog Seanslarda Nasıl Çalışır?

. 1.Genogram (Aile Ağacı) Çalışması

En temel araçtır. Danışanın anne, baba, kardeşler, büyükanne-büyükbaba hatta mümkünse 3 kuşak geriye giderek bir şema çıkarılır. Sadece isimler değil, doğum/ölüm tarihleri, hastalıklar, önemli olaylar, göçler, kayıplar, sırlar da işlenir. Böylece tekrar eden örüntüler (ör. aynı yaşta ölüm, benzer kazalar, belirli hastalıkların tekrarı) görünür hale gelir.

2. Tarihsel ve Kültürel Bağlantıları Sorgulamak
“Ailenizde konuşulmayan sırlar var mı?”

“Babanız/anneniz sizin yaşlarınızdayken hangi olayları yaşamıştı?”

“Doğum günleriniz, evlilik, boşanma, kaza gibi önemli tarihler ailede başka olaylarla çakışıyor mu?”

“Yas Çalışması” ile Açığa Çıkarmak

3. Ailede tutulmamış yaslar (örneğin çocuk kaybı, ani ölümler, göç, iflas) sonraki nesilde semptomlara dönüşebilir.

Görüşmelerde, bu kayıpların fark edilmesi ve sembolik yas törenlerinin yapılması (örneğin yazıyla vedalaşmak, sembolik bir nesneyle temsil etmek) iyileştirici olabilir.

4. Kuşaklar arası aktarımın Farkındalığı da Çok Önemlidir:
Danışana, yaşadığı kaygı, suçluluk veya tekrar eden olayların kendi hikâyesi mi yoksa ailesinin geçmişinden devraldığı bir yük mü olduğunu fark ettirmek, terapötik bir rahatlama sağlar. “Bu senin kaderin değil, ailenden sana geçmiş bir hikâye olabilir.” çerçevesi güçlüdür.

Kendi çalışmalarımda gördüğüm geçmişin farkındalığını anlayan birey kendi hayatının özgürlüğünü yaşamak konusunda daha rahatlamış oluyor. Hatırlanan, anlaşılan, hissesilen, yorumlanan nesiller arası aktarımın çalışılmasına imkan tanınmış oluyor. Kişiler bu durumla kendi aralarındaki ayrımlarını keşfederler ve kendi hayatlarının anlamını, yönünü daha net şekilde ifade edebilirler.

Hatice Ünal Demir

Klinik Pskikolog/ Aile Danışmanı

 

Kaynakça

Hellinger, B. (2001). Aile dizimleri: Ruhun gizli senaryoları (Çev. A. Atayman). Kaknüs Yayınları.

Leary, J. D. (2017). Post traumatic slave syndrome: America’s legacy of enduring injury and healing (Newly revised and updated ed.). Joy DeGruy Publications Inc.

Schützenberger, A. A. (2013). Soy sendromu (Çev. İ. Yerguz). Kuraldışı Yayıncılık.