OLUMLU VE OLUMSUZ İÇSEL KONUŞMALARIMIZ
Gün içinde kendi kendinize konuştuğunuzu fark ettiğiniz oldu mu? Peki kendinizle nasıl bir diyalog içindesiniz?
Beynimiz her zaman aktiftir; durmaksızın algılar, işler, düşünür, planlar, organize eder ve hatırlar. Ancak günlük rutinimiz boyunca beynimizin bu faaliyetlerinin çoğunu fark etmeyiz. Fark etmediğimiz bu işlevlerinden birisi de iç konuşmalarımızdır. Hepimizin içinde bir eleştirmen vardır ve bu eleştirmen bize devamlı bir şeyler söyler. Bu ses bazen kişiyi motive edip kişiye yol gösterirken, bazen de kişiye zarar vererek olumsuz etkilere neden olur. Çünkü bütün bu iç konuşmaların hem duyguları hem de davranışları düzenleyici bir rolü vardır.
Negatif içsel konuşmalarımız
- Ben değersizim.
- Bu işi de beceremedim.
- Ben güçsüzüm.
- Ben yeterince iyi değilim.
- Yine başarısız olacağım.
- Ben iyi şeyleri hak etmiyorum.
- Ben korkağım.
- Ben doğuştan başarısızım.
- Kontrol bende değil.
- Hiçbir şeyi iyi yapamıyorum.
- Bende bir sorun var.
Pozitif içsel konuşmalarımız
- Ben iyi bir insanım.
- Ben güçlüyüm.
- Ben değerliyim.
- Kendimle gurur duyuyorum.
- Olduğum halimle iyiyim.
- Baş edebilirim.
- Ben güvendeyim.
- Kabul görüyorum.
- Ben seviliyorum.
Olumlu iç konuşmalar kendimize olan inancımızın artmasına, kendimize yönelik pozitif yargılarımızın ve algımızın oluşmasını sağlar. Bu gibi içsel konuşmaların kendine güven, inanç, şefkat gibi daha olumlu duyguları deneyimlememiz ve yüksek bir motivasyona sahip olmamız üzerinde büyük bir etkisi vardır.
Ancak olumsuz iç konuşmalar tam tersi bir etkiye sahiptir; kendimize olan inancımızı sınırlandırır. Kişinin kendisine yönelik negatif algısının ve yargısının oluşmasına neden olan olumsuz içsel diyaloglar, kişinin yetersiz ve değersiz hissetmesine neden olabilir. Bu tür içsel konuşmalar kişinin motivasyonunu azaltacağı gibi kişide stres de yaratır ve başarıyı engelleyebilir.
Olumsuz iç konuşmalarla nasıl başa çıkarız?
Olumsuz içsel konuşmaları engellemek ya da susturmak yerine yapılması gereken öncelikle onları fark edip yerine daha olumlu olan alternatiflerini koyabilmektir. Bunun için öncelikle içinizdeki o eleştirmeni yakalayın. Unutmayın, bu ses her zaman gerçeği yansıtmıyor olabilir. Bu noktada iç konuşmalarımıza şüpheyle yaklaşıp onları sorgulamak faydalı olabilir. Bunun için içinizdeki olumsuz sese “neden?” sorusunu sorarak ve bu konuşmalarınızı destekleyen kanıtları arayarak içsel konuşmanız gerçeği yansıtıyor mu diye keşfetmeye çalışın. Eğer gerçeği yansıtmıyorsa, bu düşüncenin yerine koyabileceğiniz daha gerçekçi bir düşünce bulmaya çalışın. Bu, kendiniz ve yaşamınız hakkında daha olumlu düşünmenin etkili bir yoludur.
Kendinizle olan diyaloğunuzu fark ettiğinizde bu konuşmanın içeriğine de bakın. Kendinizle nasıl bir iletişim içerisindesiniz? Bazen içinizdeki eleştirmen acımasız olabilir. Peki, kendinize söylediğiniz acımasız şeyleri değer verdiğiniz birine de aynı şekilde, acımasızca söyleyebilir miydiniz? Eğer cevabınız hayır ise, bu düşüncelerinizi sanki değer verdiğiniz bir arkadaşınızla söylüyormuş gibi düşünebilirsiniz. Bu, olumsuz iç konuşmalarınızı değiştirmenize yardımcı olur.
KAYNAKLAR
- Alderson-Day, et al.(2016). The Brain’s Conversation With Itself: Neural Substrates Of Dialogic Inner Speech. Social Cognitive and Affective Neuroscience, 110-120.
- T. Hurlburt, et al.(2013). Toward A Phenomenology Of Inner Speaking. Consciousness and Cognition, 1477-1494
Psychology Today. Fournier, Denise. Why a Shift in Self-Talk Is the Ultimate Self-Care Strategy. https://www.psychologytoday.com/intl/blog/mindfully-present-fully-alive/201901/why-shift-in-self-talk-is-the-ultimate-self-care-strategy
Görsel: Jim Tsinganos
Psikolog Ceren Gündüz
psk.cerengunduz@gmail.com
PSİKOLOG CEREN GÜNDÜZÜN DİĞER MAKALELERİ




