Sosyal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi)
Hayatımızda kaygı, antisosyal, asosyal, fobik kelimeleri kimi zaman aynı anlamda kullanılmaktadır. Bu kullanım yanlış olmakla beraber oldukça etiketleyicidir. Bununla beraber gençler ve yetişkinler arasında bu kullanımlar biricikliği, özelliği, farklılığı vurgulamak amacıyla kullanılmaktadır. Böyle davranışlar bu sosyal fobi ile mücadele eden bireylerin mücadelesini değersizleştiren bir mesaj vermektedir.
Sosyal fobi bireylerin sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda utanç verici, aşağılayıcı bir tutum veya davranış göstereceğine dair bir durumdur. Bu korku ve kaygı kişilerin sosyal ortamlardan kaçınmaya sebep olmaktadır. Bu kaçınma bireylerin iş hayatı, duygusal ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Bireyin yargılanacağına ve\veya olumsuz atıflara maruz kalacağına dair kaygısı bedensel olarak çarpıntı, terleme, midede sebebi belli olmayan rahatsızlık hissi, bedenin kasılması, kızarma vb. tezahür edebilir.
Sosyal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi) Tanısal Kriterleri Nelerdir?
Sosyal fobi, bireyin yukarıda bahsedilen sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınması, bulunmak zorunda olduğunda ise kaygıyla baş etmeye çalışma halini kapsar. Kişinin baş edemediği durumlarda ya da işlevselliğini olumsuz etkilemeye başladığında durumun bir rahatsızlık olmasından bahsedebiliriz.
Bu probleme mücadele eden bireyler sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarla karşı karşıya kaldığında yargılanacaklarından, aşağılanacaklarından ve utanç verici bir duruma düşeceklerinden oldukça korkarlar. Kimi zaman bu durum panik atağa benzer belirtilerle ortaya çıkabilir. Kişi yaşadığı bu kaygı ve bedensel yakınmalara katlanır ya da sosyal ortamlardan kaçınır. Yaşanılan kaygı olağan zamanlara göre yüksektir ve süreklidir. En az 6 ay sürmesi rahatsızlığın tanı kriterleri arasında yer almaktadır. Önemli noktalardan biri bu durumun tıbbi bir hastalıktan ya da madde kullanımı sebebiyle ortaya çıkmamış olmasıdır.
Psikolog Selahattin Baklacı




